Ana Sayfa / Dini / Kabir Hayatı Nedir ? Nasıl Gerçekleşir

Kabir Hayatı Nedir ? Nasıl Gerçekleşir

Kabir Hayatı Nedir ? Nasıl Gerçekleşir

Her insan ister ölerek toprağa gömülsün, ister boğularak denizin dibinde kalsın veya yırtıcı bir hayvan kamında bulunsun veya yanarak külü havaya karışsın, mutlaka kabir hayatı geçirecektir.

Akıllı ve bulûğa ermiş bir insan ölüp kabre konulunca “Münker-Nekîr” adlı iki melek gelip, onu sorguya çeker. Münker ve Nekir, ölen kişiye Rabb’ini, dinini ve peygamberini sorarlar. Mümin kişi bu sorulara cevap verir, ama kâfir veremez. Bu husustaki hadisler pek çoktur. Söz konusu iki melek ölünün kabrine gelir, Allah ölüyü diriltir ve melekler somlarını yöneltirler.

Berâ b. Âzib [r.a] anlatıyor: Resûlullah [sallallahu aleyhi vesellem] ile ensardan bir adamın cenazesine katıldık. Resûlullah [sallallahu aleyhi vesellem] adamın kabrinin başına oturdu, başını öne doğru eğdi ve şöyle anlattı:

“Mümin kul ahirete irtihal etmezden biraz önce Allah Teâlâ, beraberlerinde onun için hazır­lanmış kokular ve kefen bulunan, yüzleri güneşin ışığı gibi parlak meleklerini bu kulunun yanma gönderir. Bunlar o kişinin görebileceği bir yere geçerek bekleşirler. Ruhu çıktığı zaman yerde ve gökte ve bu gönderilen meleklerin haricinde gökyüzünde ne kadar melek varsa ona rahmet isteyip affı için Allah’a istiğfarda bulunurlar. Ardından gökyüzünün bütün kapıları açılır. Her kapı bu kişi­nin ruhunun kendisinden girmesini ister. Ruhu gökyüzüne yükseldiğinde melekler,

‘Rabb’imiz! Falanca kulun geldi’ derler. Allah Teâlâ,

‘Onu geri götürün ve kendisi için hazırladığım ihsanlarımı ona gösterin, zira kullarıma: ‘Sizi ondan (topraktan) yarattık; yine sizi oraya döndüreceğiz ve bir kez daha sizi ondan çıkaracağız diye vaadde bulundum (Böylelikle ruh mezara, cesedine götürülür).

218 Tâhâ 20/55.

Bu sırada ölü, kendisini defnedip ayrılmak üzere olanların ayak seslerini işitir. Derken kendi­sine hitap edilerek,

‘Ey falanca! Rabb’in kimdir? Dinin nedir? Peygamberin kimdir ? diye sorular sorulur. Ölü,

‘Rabb’im Allah, dinim İslâm ve peygamberim de Hz. Muhammed’dir’ diye cevap verir.

Bundan sonra Münker ve Nekir melekleri amansız bir şekilde bir daha sorguya çekerler. İşte bu ölünün başına gelen sıkıntı ve musibetlerin sonuncusudur.

Mümin kulun suallere doğru cevaplar vermesinin ardından bir münadi,

‘Doğru söyledin’ der. İşte bu, ‘Allah Teâlâ iman edenleri sağlam ve sabit sözde (kelime-i tevhid üzere) hem dünya hayatında hem de ahirette sapasağlam tutar…  âyetinin manasıdır.

Sonra güzel yüzlü, temiz elbiseli, etrafa mis gibi kokular saçan biri gelir ve,

‘Müjdeler olsun! Sana Rabb’inin sonsuz rahmeti ve içinde paha biçilmez nimetleriyle cennetler vardır’ der. Ölü,

‘Allah seni hayırlarıyla mükâfatlandırsın, sen kimsin?’ diye sorar; o,

‘Ben senin hayırlı ve sâlih amellerinim. Yeminle söylüyorum ki ben seni Allah’a itaate koşan, isyana ise yanaşmayan biri olarak bildim. Bundan ötürü Allah senin mükâfatını versin’ der.

Sonra bir münadi,

‘Bu kişi için cennet yataklarından bir yatak hazırlayın ve oradan cenneti gören bir de kapı açın’ diye meleklere seslenir. Hemen bir cennet yatağı getirilir ve kendisi için cennete bakan bir kapı açılır.

Ölü,

‘Allahım! Bir an önce kıyameti kopar da aileme, malıma döneyim’ diye dua eder.

Kâfire gelince: O artık dünyadan ilişkisini kesip ahirete intikal etme noktasına gelince, yanında ateşten elbiseler, katrandan gömlekler bulunan, azabıyla acımasız bir grup melek gelerek onu çe­peçevre kuşatır. Ruhu çıktığı zaman yerde ve gökte bulunan bütün melekler ona lânet eder. Gökyü­zünün bütün kapıları kapanır. Hiçbir kapı o kişinin kendisinden geçmesini istemez. Ruhu semaya vardığı zaman melekler,

‘Rabb’imiz! Yeryüzünün de gökyüzünün de kabul etmediği kulunuz geldi’ derler. Allah (c.c),

‘Onu geri (mezarına-cesedine) götürün ve hazırlamış olduğum azap çeşitlerini gösterin’ buyu­rur; zira kullarım, ‘Sizi ondan (topraktan) yarattık; yine sizi oraya döndüreceğiz ve bir kez daha sizi ondan çıkaracağız’ diye vaadde bulundum (Böylelikle ruh mezara, cesedine götürülür).’

Bu sırada ölü, kendisini defnedip ayrılmak üzere olanların ayak seslerini işitir. Derken kendi­sine hitap edilerek,

‘Ey falanca! Rabb’in kimdir? Dinin nedir? Peygamberin kimdir?’ diye sorular sorulur.

O, ‘Bilmiyorum’ der.

Melekler, ‘Bilmezsin tabii!’ diye karşılık verirler. Sonra çirkin yüzlü, kötü kokulu ve kirli elbiseleriyle biri gelir ve,

‘Sana Allah’ın gazabını ve sonsuz olan elim azabı müjdeliyorum’ der. Ölü,

‘Allah da seni aynı azapla müjdelesin, sen de kimsin?’ diye sorar, o,

‘Ben senin kötü amelinim. Yeminle söylüyorum ki, Allah’a isyana koştun, O’na (c.c) hiç itaate yanaşmadın. Allah senin cezanı azabıyla versin’ der. Ölü,

‘Allah senin de cezanı versin’ diye karşılık verir. Daha sonra bu kişiye cezası verilmek üzere kör, sağır ve dilsiz biri (azap meleği) verilir. Bunun yanında demirden yapılmış öyle bir tokmak vardır ki şayet insanlar ve cinler onu kaldırmak için bir araya gelseler buna asla güç yetiremezlerdi. Bu zebâni elindeki tokmakla bir dağa vursa onu un ufak ederdi.

Bu zebâni o kişiye öyle bir darbe vurur ki toprak haline gelir, fakat ruhu tekrar iade edilir. Bu sefer iki kaşının arasına öyle bir vurur ki bu sesi yeryüzündeki insanlardan ve cinlerden başka bütün mahlûkat işitir.

Bunun peşinden bir münadi,

‘Bu kişi için ateşten iki yatak getirin ve kabrinin kapılarını cehenneme açm’ der ve altına, üstü­ne ateşten iki levha getirilir, kabrinin kapıları cehenneme açılır.”221

Tavsiye Konu

İslamda Kan Davası

İslamda Kan Davası Kan davalarının bütün türleri İslam dininin ilke ve hükümlerinde haklı görülmemektedir. Kan …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir