18 Ekim 2019 , Cuma
Ana Sayfa / Tarih / Osmanlıda Cülüs Bahşişi

Osmanlıda Cülüs Bahşişi

Osmanlıda Cülüs Bahşişi

İslam hukuku açısından biat’ın dayanağı Kur’an-ı Kerim’in Fetih sûresindedir. Bura­dan hareketle ulema, belirli sayıda kimselerden alınan “Cülüs Bahşişi” ve çok fazla sayıda kim­senin katıldığı “biat ül-amme” olarak iki türlü biat tanımı yapmışlardır.

Yeni seçilen Osmanlı Padişah’ı aslında daha cülus töreni sırasında iken erkân ve ricâl’den “biat ül-hassa” almış olmaktadır. Cülus bahşişi dağıtılması, terakki ve çıkmalar yapılması, eyâ­letlere fermanlar gönderilerek yeni padişah adına “hutbe okutulması” ve bütün darbhanelerde “para bastırılması” da “biat ül-amme”yi sağlamak amacma yönelik eylemlerdir.

(1) Cülûs Bahşişi

Osmanlılar’dan önceki İslam devletlerinde de cülûs bahşişi âdeti bulunmaktadır.Bu bahşişler herhangi bir sebeple verilemezse askerler ayaklanmakta ve karışıklık çıkmaktadır.

OsmanlIlarda da ilk cülûs bahşişi Yıldırım Bayezid tarafından verilmiş ve Fatih Sul­tan Mehmed sonrasında da gelenek haline gelmiştir. Nitekim oğlu Sultan II. Bayezid’in de, Amasya’dan İstanbul’a gelmekte iken yeniçerilerin isteği üzerine hem cülûs bahşişi verme­si, hem de ulûfelerine zam yapmış olması, kapıkulu askerlerinin maaşlarına da zam yapıl­masını derhal âdet durumuna getirmişti. Böylece cülûslarda bahşiş ve terakki olarak Hazine’den çıkan meblağ devleti sıkıntıya düşürecek düzeylere ulaşmıştı.

Ölüm, hal gibi sebeplerle bazan bir yıl içinde ya da ortalama olarak heryıl ard arda gelen cülûslarda bu malî sıkıntı Hazine’yi altından kalkamayacağı kadar zor durumda bırakmaktadır.

Bu bahşiş’in verilmesi ancak yeni padişahın, “Kullarımın bahşiş ve terakkileri makbu- lümdür, verilsin” biçiminde “hatt-ı dest”i (kendi yazısı emri) ile mümkündür. Cülûs bahşişinin dağıtılması için de, ulufe’de olduğu gibi yine Divan toplanırdı. Ancak bu kez Arz’a girilmesi gerekmez, önceden hazırlanmış olan para keseleri ulufe tertibi gibi hemen dağıtılırdı. Bununla beraber bahşişin verilmesi sırasında Başçavuşun ölen padişaha ve yeniçerilere dua edip, çavuş­ların “amin” dediklerini yeniçerilerin işitmesi gerekmekteydi.

Bu bağlamda bakılırsa “biat ül-hassa” sonrasında “cülûs in’amı” adıyla dağıtılan bah- şiş’in (ve terakkîler’in) aslında “biat ül-amme”nin özellikle Seyfiye tarikinden ve ricâl’den alı­nacak bölümüne yönelik maksadı olduğu görülüyor. Bununla beraber bazan yeniçeri emeklilerine de cülûs bahşişi verilmiştir.

1. Hicret’in altıncı yılında Hz. Muhammed “umre” yapmak üzere 1400 Müslüman’la Mekke’ye doğru yola çık­tı. küreyşliler müslümanları Mekke’ye sokmak istemediler. Hz.Osman elçi olarak gönderildi. Öldürülmesin­den korkuluyordu. Hz. Muhammed eğer Hz. Osman öldürülürse, “ölünceye kadar savaşacaklarına dair” müslümanlardan biat istedi. Onlar da “biat” ettiler. “Sana biat edenler gerçekte Allah’a biat etmektedirler. Allah’ın eli onların ellerinin üzerindedir. Kim ahdini bozarsa, kendi aleyhine bozmuş olur. Ve kim Allah’a verdiği sözü tutarsa Allah ona büyük mükafat verecektir.” Fetih Suresi 48/10

Tavsiye Konu

İngiltere Halkı Gözünden Kraliyet Ailesi

İngiltere Halkı Gözünden Kraliyet Ailesi Geçen yüzyıllar içerisinde demokrasi anlayışı güçlenmiş monarşi hükmünü yitirmiş olsa …

Bir Yorum

  1. Osmanlı döneminde bu cülus bahşiişi çok can aldı çok kanlı olaylara neden oldu. Yeni çerilerin devlet içinde devlet olmasına neden oldu. Keşke bu olayı daha önceden bitirmiş olsalardı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir