16 Ekim 2019 , Çarşamba
Ana Sayfa / Tarih / Osmanlıda Kardeş Katli Meselesi

Osmanlıda Kardeş Katli Meselesi

Kardeş Katli Meselesi

Aslında bütün monarşilerde hükümdarlık kavgaları görülmüştür. Ve kardeşler arasın­da çoğu kez gizlice veya açıkça, ya gerçek anlamda hayatına son verilerek ya da sembolik ola­rak, örneğin kör etmek gibi yöntemlerle işe yaramaz hâle getirilerek, ya da ömür boyu hapsedilerek saltanat rakiplerini sembolik anlamda yok eden mücadeleler yürütülür. Batı mo­narşilerinde kral karşısında doğal olarak meydana gelmiş aristokratik bir ortam bulunduğun­dan bu mücadelenin müstakbel muhatapları değişmez . Ve rakiplerini öldürenler çoğu kez “fratricide” (kardeş katli) olarak isimlendirilir.

Osmanlı Hanedanı içindeki saltanat kavgalarında taraflar arasında devletin tüzel kişi­liğine yönelik tasarruf istekleri görülmez.Ancak Padişah soyundan gelen herkes, hatta Pa­dişah kadınları bile çocuklarını kayırmak, kollamak uğruna bu mücadelenin içinde yer almışlardır. Dolayısıyla babaların, amcaların, kardeşlerin, kardeş çocuklarının, yeğenlerin, oğul­ların ve erkek torunların da katledildiği görülntüştür.

Gerçekten de Osmanlı öncesi Türk devletlerinin akıbetleri hep bölünmek olmuştu. Bu­nunla beraber kuramsal olarak her ne kadar bu mücadelede yer alan hanedan üyelerini “siya- seten kati etmek” yöntemi Osmanlı Devleti’ni parçalanmaktan korumak amacına yönelik ise de, zaman zaman bir tür “nefis savunması” biçimine dönüştüğü de görülüyor.

Diğer taraftan devletin kuruluş dönemlerinden itibaren padişahlar kendilerinden sonra saltanatın hanedan üyeleri arasında nasıl devam edeceği hakkında kesin bir kural koymamışlar­dır. Hatta bu işi kurallarla sınırlamanın devlet için bazı sakıncaları olabileceği bile düşünülmüş olabilir. Osmanlı örfî hukukunda âdeta bir anayasa gibi önemli olan Fatih Kanunnâmeleri’ııde de Osmanlı Devleti’nin saltanat hukuku bağlamında kesin bir sistem konulmamıştır. Bununla be­raber “Her kimesneye evlâdımdan saltanat müyesser ola, karındaşların nizâm-ı âlem içün katlet­mek münâsibdir. Ekser ulemâ dahi tecviz itmişdir, anınla âmil olalar” olarak bilinen ünlü hüküm de bulunmaktadır.

Böylece Fatih Sultan Mehmed döneminden sonraki saltanat mücadelelerinde bu kanun­da “öldürmek” yolu açıkça ifade edilmemekle beraber artık onu tecviz eden yasal bir kuralı vardı. Ancak Şer’î Hukuk açısından “katletmek” için yine de fetvâ almak kesinlikle gerekliydi. Ne var ki olaylar uygulamada bu yolun ya kullanılmadığı ya da hemen hemen açık olduğunu gösteriyor.

Diğer taraftan saltanat uğruna kardeşlerin siyaseten katledilmelerinin sosyal sonucu ise Osmanlı Hanedanı’nda hükümdar silsilesi dışında aile fertlerine bağlı “soy aristokrasisinin engellenmiş olmasıdır.

Osmanlı Hanedanı’nda katledilen babaların, amcaların, kardeşlerin, kardeş çocuklarının, yeğenlerin, oğulların ve erkek torunların sayısı 83’tür. Bu sosyal olguya (tüm öznel duygular ve değerlendirmeler saklı kalmak kaydıyla) nesnel bir gözle bakılırsa, devletin uzun ömrü içinde sal­tanat kargaşalarıyla kesintiye uğrayarak dirlik ve düzeninin bozulmadığı, oysa Avrupa’da bu uğurda yapılmış savaşlarda toplumlarının yüz yıllarca verdikleri kayıplar karşılaştırılırsa bu rak- kamın nesnel anlamda “ehven-i şer”i ifade ettiği görülür.

Tavsiye Konu

İngiltere Halkı Gözünden Kraliyet Ailesi

İngiltere Halkı Gözünden Kraliyet Ailesi Geçen yüzyıllar içerisinde demokrasi anlayışı güçlenmiş monarşi hükmünü yitirmiş olsa …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir